logo

  • 0
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
prev
next

Değerli Munzur Dostları/Doğan

News image

Değerli Munzur Dostları: Doğan MUNZUROĞLU / Değerli Munzur dostları: Sizler bu yazıyı okurken binlerce yumurtalı alabalık çoktan içki masalarında meze olmuştur. Munzur’da alabal...

Haber | Nurî Dersîmî | Cumartesi, 28 Ağustos 2010 | Hits: 17

Devamını Oku

Aleviler adına konuşmak...

Aleviler adına konuşmak... - Taraf - Istanbul - 27.08.2010     CAFER SOLGUN * / Kuruluş çalışmalarına katıldığı Eşitlik ve Demokrasi Partisi (EDP) ile ilişkisi, başkanlığı...

Haber | Nurî Dersîmî | Cuma, 27 Ağustos 2010 | Hits: 19

Devamını Oku

Kılıçdaroğlu sordu Çağlayangil

News image

  Kılıçdaroğlu sordu Çağlayangil yanıtladı KONU: DERSİM Soner YALÇIN Tartışmayı Başbakan Erdoğan başlattı: “Dersim’i CHP bombaladı.” Ardından Başbakan gibi düşünen bazı köşe yazarları konuyu CHP ...

Haber | Nurî Dersîmî | Salı, 24 Ağustos 2010 | Hits: 41

Devamını Oku

=İYİLİK PERİSİ= NİKLİ KİŞİNİN

News image

İŞTE BELGESİ   Dersim harekatını bizzat yöneten Mustafa Kemal Atatürk tür. Trabzon Atatürk evinde harekatın haritası hala durmaktadır.İşte o harita.

Haber | Nurî Dersîmî | Cumartesi, 21 Ağustos 2010 | Hits: 45

Devamını Oku

12 Eylül’ün Diyarbakır ve Mama

12 Eylül’ün Diyarbakır ve Mamak Mağdurları Konuştu Darbe, Diyarbakır ve Mamak'ta kalan mahkûmların hepsinin hayatında derin yaralar açtı. 12 Eylül 1980 darbesinin ardından, sağ ve sol gö...

Haber | Nurî Dersîmî | Cuma, 20 Ağustos 2010 | Hits: 34

Devamını Oku

Bir Türk barbarlığı daha

News image

HPG gerillalarına yönelik Türk barbarlığının bir örneği Batman'ın Beşiri İlçesinde yaşandı. 4 gün önce HPG Gerillaları ile Tsk Askerleri arasında çatışma yaşanmıştı. 5 gerillanın bulundugu alanın hava...

Haber | Nurî Dersîmî | Salı, 17 Ağustos 2010 | Hits: 99

Devamını Oku

Dêrsim de 24 Saetî (I-II) – Ro

News image

Dêrsim de 24 Saetî (I) – Roşan Lezgîn Aug 05, 2010 | Şîroveyî  Reya verêne çileyê serra 1985î de bi şewe ez mîyanê Dêrsimî ra vîyarta. Ez Erzingan ra ameyêne. Şewe bî, puk bi, vewre sey simerî ...

Haber | Nurî Dersîmî | Perşembe, 5 Ağustos 2010 | Hits: 49

Devamını Oku

Kürtler'den 'BM harekete geçsi

News image

Lozan Antlaşmasının yıldönüm nedeniyle Lausanne (Lozan) Place Riponne meydanında bir araya gelen yüzlerce Kürdistanlı ve Kürt dostları Ouchy'de bulunan ve Lozan Antlaşmasının imzalandığı binan önüne k...

Haber | Nurî Dersîmî | Pazar, 25 Temmuz 2010 | Hits: 43

Devamını Oku

İsmail Beşikçi ve Kürt gerçeği

News image

        İsmail Beşikçi’nin adı yazıldığında karşısına doğrudan “Kürt Sorunu” gelir. Akademik kariyerini yaşadığı ülkenin insanlarına adadı. Kürtler üzerine araştırmalar yaptı...

Haber | Nurî Dersîmî | Perşembe, 15 Temmuz 2010 | Hits: 71

Devamını Oku

D U Y U R U .... DERSIM TOUR

News image

                          Munzura Pedal Ceviriyoruz.: 24.07.2010 Kurtulus Parki - ANKARA  Saat 07:30 da Bulusma.                            29.07.2010 DERSIM'e , Sizleride Bekleriz...           ...

Haber | Nurî Dersîmî | Salı, 13 Temmuz 2010 | Hits: 184

Devamını Oku

Dink için protesto gösterisi

News image

Dink için protesto gösterisi İstanbul Beşiktaş'ta toplanan bir grup, Hrant Dink'in öldürülmesine ilişkin davanın yavaş ilerlediğini öne sürerek protesto gösterisi yaptı. İstanbul Beşiktaş'...

Haber | Nurî Dersîmî | Salı, 13 Temmuz 2010 | Hits: 35

Devamını Oku

1 milyon Katalon 'biz ulusuz'

News image

1 milyon Katalon 'biz ulusuz' dedi Katalonya bölgesinin özerkliğinin genişletilmesini isteyen bir milyonu aşkın kişi Anayasa Mahkemesi'nin kısıtlama yapan kararını protesto etti. Barce...

Haber | Nurî Dersîmî | Salı, 13 Temmuz 2010 | Hits: 40

Devamını Oku

Kürt partilerinden Çiçek’e tep

News image

Kürt partilerinden Çiçek’e tepki Barış ve Demokrasi Partisi (BDP), Katılımcı Demokrasi Partisi (KADEP) ve Hak ve Özgürlükler Partisi (HAK-PAR) temsilcileri, Çiçek’in sözlerini eleştirdi. ...

Haber | Nurî Dersîmî | Salı, 13 Temmuz 2010 | Hits: 96

Devamını Oku

12 Eylül darbesini 30 yıldır s

News image

12 Eylül darbesini 30 yıldır siyah giyerek protesto ediyor. 12 Eylül’de işkenceden geçirilen 67 yaşındaki Şeyho Karakoç, darbeyi 30 yıldır siyah giyerek protesto ediyor. 12 Eylül’de işkenced...

Haber | Nurî Dersîmî | Salı, 29 Haziran 2010 | Hits: 0

Devamını Oku

İşkencenin 20 yıllık tarihi

News image

İşkence mağdurlarının tedavisi, hak ihlallerinin belgelenmesi gibi önemli bir işlevi yerine getiren Türkiye İnsan Hakları Vakfı, 20 yaşında. Geçtikleri yollara bakınca, zor yutulur bir memleket hakika...

Haber | Nurî Dersîmî | Salı, 29 Haziran 2010 | Hits: 70

Devamını Oku

Rize'de Kürt oldukları için 37

Rize'de Kürt oldukları için 37 kişi işten çıkarıldı Rize'de, baraj inşaatında çalışan 37 Kürt işçi önce 'bunlar ahlaksız', sonra 'maaşlarını PKK'ye gönderiyorlar', ardından 'güvenliklerini sağlayam...

Haber | Nurî Dersîmî | Pazartesi, 21 Haziran 2010 | Hits: 118

Devamını Oku

Galiba bitti-Ahmet Altan

Galiba bitti 18.06.2010 Ahmet AltanHerhalde açılım da böylece fiilen bitmiş oldu.Kandil’le Mahmur’dan “davet” üzerine gelen PKK’lılar dün tutuklanıp hapse atıldılar.Bir daha kimse Türk devletinin sö...

Haber | Nurî Dersîmî | Pazar, 20 Haziran 2010 | Hits: 57

Devamını Oku

60 bin...

News image

Bu sistem, bu ülkeyi taşımıyor. 60 bin... Son 50 senede, siyasi olaylar neticesinde tam 60 bin insan yaşamını yitirdi bu ülkede.     Bu coğrafyanın tarihinde yüzyıllar boyunca siyasi sebeplerle say...

Haber | Nurî Dersîmî | Pazar, 20 Haziran 2010 | Hits: 50

Devamını Oku
More in: Haber
next
prev
Meclis'e yürüyorlar: 'Suç makinelerini, ölüm timlerini korumaktan vaz geçin'

altMeclis'e yürüyorlar: 'Suç makinelerini, ölüm timlerini korumaktan vaz geçin'
 

Belgelenebilenlerin sayısı 1300'ü aşan Gözaltında Kaybedilen yurttaşların yakınları Ankara, TBMM'ne doğru 10 gün sürecek bir uzun yürüyüşe hazırlanıyor. İstanbul Galatasaray Meydanı'nda her Cumartesi gerçekleştirilen oturma eyleminin 272.'sinin ardından Karaköy İskelesi'ne dek sürecek uğurlama etkinliği ile başlayacak. \"İnsanlarımızı gözaltında kaybeden suç makinelerinizi, ölüm timlerinizi korumaktan vazgeçin, onların yakasına yapışın, yargılayın, kayıp yakınları ile İnsan Hakları ve kayıp dernekleriyle diyalog başlatın, kayıp olaylarını bütünüyle açıklığa kavuşturun, Genelkurmay ve devlet arşivlerini denetime açın, "gizli/derin sırlarınızı" tek tek kamuoyuna açıklayın, zorla kaybedilmeleri önlemeyi amaçlayan, kayıp ailelerinin bilgi edinme hakkını tanıyan Birleşmiş Milletler'in, \"Bütün Kişilerin Zorla Kaybedilmeden Korunmasına Dair Uluslararası Sözleşme\"imzalayın. Yıllardır taleplerimiz karşısında hep sustunuz. Susarak işlenen bütün suçlara ortak oldunuz. Eğer bu ortaklığınızı bozmak istiyorsanız, onlarla anılmak istemiyorsanız sesimize kulak verin, hemen harekete geçin ve işe kayıplarımızın faillerini yargılamakla başlayın. Failleri, Ergenekon Davası kapsamına alın, biz kayıp yakınlarının müdahil olma taleplerini kabul edin, Geçmişle yüzleşme komisyonları kurun, gözaltında kaybedilen ailelerin yakınlarını da bu komisyonlara alın, bu yönde bir yasa çıkarın..\" gibi taleplerle yürüyüşe geçecek olan gözaltında kaybedilenlerin yakınları MHP dışında, Meclis'te grubu bulunan partilerle yapacakları görüşmelerle eylemlerini sonlandıracak. İnsan Hakları Derneği, İstanbul Şubesi, Gözaltında Kayıplara Karşı Komisyon tarafından hazırlanan raporda yer alan 'Kayıp Öyküleri'nden bazıları şöyle:
 
Mehmet Meşe, 21 Şubat 1994 tarihinde Kulp'un Şeyhmalan Bucağı'nın Yolaçtı köyüne askerler tarafından yapılan baskın sırasında 5 kişi ile birlikte gözaltına alındı. Bir gün sonra 3 kişi serbest bırakıldı. Kendisiyle birlikte gözaltına alınan Abdulkadir Kurt'un vücudunda naylon yakıldı işkence edildikten sonra kayalıklardan atıldı. Mehmet Meşe'den bir daha haber alınamadı.
 
* * *
 
Fahri Kusun ile kardeşi Tevfik Kusun, 30 Temmuz 1995 tarihinde Diyarbakır'da kahvehaneden gözaltına alınarak kaybedildi. 06 Ağustos 1995 tarihinde parçalanmış cesedi çuvalın içinde Dicle nehri üzerindeki köprüde balıkçılar tarafından bulundu.
 
* * *
 
Musa Koluman, 23 Temmuz 1997 tarihinde Bismil ilçesinde çarşıda, polisler tarafından zorla bir araca bindirildi. Eşi hamileydi. Musa Koluman'dan bir daha haber alınamadı.
 
* * *
 
1958 Siverek doğumlu Adnan Bağca'nın, 11 Haziran 1990 tarihinde taksicilik yaptığı "ordu taksi" durağında iyi giyimli bir şahıs, Diyarbakır istikametine gitmek üzere müşteri olarak arabasına bindi. Adnan'ın aracı 6 ay sonra bulundu ve devlet tarafından el konularak satıldı. Ailesi, Siverek Emniyet Müdürlüğü'ne, İçişleri bakanlığına, Cumhurbaşkanlığına başvurdu. Cevap verme gereği bile duyulmadı. Dönemin Devlet Bakanı Cenap Gürpınar, Adnan'ı soran ailesine "beni bu işlere karıştırmayın" dedi. Adnan Bağca'dan bir daha haber alınamadı.
 
* * *
 
Namık Erkek, 19 Aralık 1992 tarihinde Mersin Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi ekipleri tarafından gözaltına alındı. Ailesi Mersin Emniyet'ine Namık'ı sordu. Emniyet; "1992 yılının Aralık ayının 19'nu 20'sine bağlayan gece saat 03.00 sıralarında Namık'ın firar ettiğini ve firarda sorumlu olan polisler hakkında idari soruşturma yürüttüğünü" söyledi. Ve firar ettiğine dair Namık'ın ailesine bir belge verdi. Namık Erkek'den bir daha haber alınmadı. İç hukuk yolları tükenince avukatı AİHM'e başvurdu. AİHM 13 Temmuz 2004 tarihli 286337/95 Başvuru nolu kararla Türkiye'yi mahkum etti.
 
* * *
 
5 çocuk babası Mehdi Olmaz, 1994 yılında Bismil'de gözaltına alındı. Kendisinden bir daha haber alınamadı.
 
* * *
 
Hasan Ergul, 5 Haziran 1995'de, 3 yaşındaki oğlu İslam'ı Silopi Devlet hastanesine götürdü. Köye dönerlerken, Silopi'nin Cizre'ye olan çıkışında OVA petrol istasyonunda durdu. Bu sırada biri beyaz diğeri siyah Renault-Toros marka otomobillerinden inen telsizli siviller Hasan Ergul'u uzun bir boğuşmadan sonra kaçırdı. Üstelik bunlar 3 yaşındaki oğlu İslam'ın gözleri önünde oldu. Hasan Ergul'dan bir daha haber alınamadı. Ailesi savcılığa başvurdu. Savcılık yeterli bir soruşturma yürütmeden, dosyayı bütün kayıp olaylarında olduğu gibi işlemden kaldırdı.
 
Jitem İitrafçısı Abdulkadir Aygan, Hasan Ergul olayına ilişkin Hasan'ın Jitemde çalışan "Koçero" lakaplı kişinin kaçırdığını, önce Silopi Timine sonra da Elazığ timine götürdüğünü, orada öldürüldüğünü ve bir çuvala konularak Hazar gölüne atıldığını itiraf ediyordu. Elazığ'a bağlı Mollakendi Cevizdere köylüleri o dönemde bir cesedin Hazar Gölü kıyısından alınarak Elazığ kimsesizler mezarlığına gömüldüğüne tanıklık ettiklerini Hasan'ın ağabeyine söylediler.
 
8 Nisan 2009'da, Hasan'ın ağabeyi ve İHD avukatlarının savcılığa giderek tekrar savcılıktaki dosyaları incelemesiyle olay açıklığa kavuştu. Hasan Ergul'un ölü bedeni Elazığ kimsesizler mezarlığında bulundu.
 
* * *
 
Hasan Ocak 28 yaşında bir öğretmendi. 21 Mart 1995 tarihinde terörle mücadele ekiplerince gözaltına alındı. Ocak ailesinin tüm resmi makamlara yaptığı başvurular sonuçsuz kaldı. Oysa kendisini Şubede gördüğüne, gözaltı listesinde adına rastladığına dair tanıkları vardı... Tanıklara, ailesinin, arkadaşlarının, insan hakları savunucularının yoğun çabalarına rağmen devletin tüm birimleri "bizde yok" dedi.
Hasan'ı bulmak için her yolu, her mücadele yöntemini deneyen Ocak ailesi 58 gün sonra onu Altınşehir Kimsesizler Mezarlığı'nda numarasız bir mezarda buldu.
26 Mart 1995'de Beykoz'da ormanlık alanda bulunan Hasan'ın yoğun işkence görmüş bedeni Adli Tıp'ta 28 gün bekletilmiş ve oradan da kimsesizler mezarlığına gönderilmişti. Halbuki Adli Tıp'a hem başvurusu yapılmış, hem de fotoğrafı verilmişti.
Hasan'ın parmağında, parmak izi alınırken kullanılan mürekkep vardı. Ayakkabısının bağcıkları, pantalonunun kemeri yoktu. Bunlar gözaltına alınanlara uygulanan rutin işlemlerdi.
Hasan Ocak'ın gözaltına alınıp kaybedilmesi olayı, ailesi başta olmak üzere arkadaşları ve insan hakları savunucularının yoğun arama mücadelesi ile toplumun belleğine kazındı.
Ocak ailesi avukatları aracılığı ile olayı AİHM'e taşıdı. AİHM Türkiye'yi mahkum etti.
 
* * *
 
24 yaşındaki İTÜ Fen-Edebiyat Fakültesi Matematik öğrencisi Tolga Baykal Ceylan, 7 Ağustos 2004 tarihinde 2 günlüğüne tatil için İğneada'ya gitmişti. Tolga 9 Ağustos 2004 tarihinde annesini arayarak 10 Ağustos 2004 Salı günü döneceğini söyledi. 10 Ağustos 2004 tarihinde annesini arayarak bir telefon numarası vermek üzereyken, yanında olan birisi tepki gösterdi ve telefon kesintiye uğradı. Sesi gergin ve kısıktı. Bu annesinin duyduğu son sesi bu oldu.
Ertesi günü annesine gelen bir telefonda, yüksek sesli biri bağırıyor, kısık sesli biri korkak cevaplar veriyordu. Annesine, 15 dakika kadar bu konuşmaları dinlettiler.
Annesi Kadriye, bir daha oğlundan haber alamayınca İğneada'ya giderek oğlunu Jandarma'ya sordu. Jandarma, \"oğlun macera peşinde, artık onu arama\" dedi ve gözaltına aldıklarını kabul etmedi. Savcılık soruşturmasında ise, Jandarma Tolga'yı gözaltına aldıklarını, ancak soruşturmasını tamamladıktan sonra bıraktıklarını ifade etti. Annesi Kadriye, Jandarma Alay komutanını aradı ve \"oğlumu siz gözaltına aldınız\", \"oğlum nerede\" diye sordu. Alay Komutanı \"Türk askerine dil uzatamazsınız, dilinizi koparırım\" diye tehdit etti. Bir hafta sonra Tolga'nın bir poşet içerisindeki çamaşırları annesine jandarma tarafından verildi. Annesi devletin bütün kademelerine başvurdu, bir sonuç alamadı. Anne Kadriye avukatı aracılığı ile dosyayı AİHM'e taşıdı...

Kaynak: Sesonline.net

 
Joomla SEF URLs by Artio