|
Tarih Tekrar mı Edecek?
Yılmaz Çamlıbel
Sevgili okuyucularım, Türkiye’nin insanları bıktıran, iğrendiren ve çıldırtan siyasi gündeminden bir süre için uzaklaşmaya karar vermiştim. Politik yazılar yerine, oğlumla ilgili bazı açıklamalarda bulunacağımı belirtmiştim. Hani görmemişin oğlu olmuş, tutmuş pipisini koparmış, benimkisi de o hesap. Eeee! 70 yaşında baba olanın hali böyle olur herhalde.
Türk ordusuyla PKK gerillaları arasında yürütülen savaşın tırmanması üzerine bazı Türk yönecileri sorunu çözmek için, Türkiye- Güney Kürdistan sınırlarını değiştirmeyi gündeme getirdiler. Bu nedenle fikrimi değiştirip ülke gündemine geri döndüm.
Sanki, tarih tekerrür edecekmiş gibime geliyor. 1926-1930 yılları arasında cereyan eden, Ağrı Kürt ulusal başkaldırısında da böyle bir olay yaşanmıştı. Ve bu olay, Türk tarafının elini güçlendirmişti. Ve dört yıl süren zorlu savaş, Türk ordusunun galibiyetiyle son bulmuştu.
Öyle anlaşılıyor ki Türk devlet yöneticileri, 1926-1930 yılları arasında cereyan eden Ağrı Kürt ulusal başkaldırısındaki projelerini, bir kere daha yürürlüğe koymak istiyorlar.
Uzun yıllar, Ağrı Kürt ulusal başkaldırısıyla ilgili araştırmalar yaptım. Ulaştığım bilgi, belge ve resimleri baz alarak, tarihi ve dökümanter bir kitap yazdım. „Agirî Sahipsiz Değildir“ isimli bu kitabım, Deng Yayınları tarafından 2005 yılında yayınlandı.
Ağrı ulusal başkaldırısının ilk savaşı, 16 mayıs 1926 tarihinde gerçekleşmişti. O savaşta Kürt tarafında 50 kişi, Türk tarafında da 1500 kişi savaşa katılmıştı. Son savaş ise 7 eylül 1930 da başlamış, 14 eylül tarihinde Kürt ordusunun yenilmesi son bulmuştu. Bu savaşata Türk tarafının sayısı 40 bin kişiye, Kürt tarafının sayısı ise 600 kişiye ulaşmıştı. Türk ordusu bu savaşa 52 uçak, 32 top, 550 ağır makinalı tüfekle katılmıştı. Kürtlerin elende ise, sadece tüfek vardı. Bu asimetrik güce karşın, Kürt ordusu büyük bir cesaret ve özveriyle bu savaşı 4 yıl devam ettirme başarısını göstermişti. Bu başarının sırrını şu şekilde özetlemek mümkün.
1-Bu savaş, Xoybûn isimli Kürt partisi tarafından yönetiliyordu
2-Bu partinin savaş alanı içinde kalan alandaki 20 il ve ilçede merkezi örgütlenmesi vardı. Binlerce kişi Xoybûn’a üye olmuştu.
3-Kürt tarafı eğitilmiş, üniforma giyen bir ordu kurmuştu.
4-Askeri ve sivil hayatı örgüleyip yöneten „Ağrı Savaş konseyi“ isimli bir parlemento kurulmuştu.
5-Ana karargaha Ala Serxwebûn isimli ulusal bayrak asılmıştı.
6-Örgütün amacının, bağımsız bir Kürt devleti kurmak olduğu, açık bir dille deklere edilmişti.
7-İlk kez Kürt kadınları savaşa katılmıştı.
8-Savaşın gelir ve giderlerini takip eden bir mali büro kurulmuştu.
9-Örgütün prapogandasını yapan ulusal bir medya, kişilerin ve toplumun hak ve hukukunu koruyan bir mahkeme kurulmuştu.
10-Ulusal mücadeleyi yöneten kadrolar, savaş alanı içinde yaşayan, tüm aşiretlerle dostane ilişkiler kurmuş ve desteklerini almıştı.
Türk devleti ve ordusu, bağımsız bir devlet kurmak isteyen, bu amaçla hayatın her alanında Xoybûn’un ilkeleri doğrultusunda örgütlü hale gelen bu ulusal başkaldırıyı bastıramıyordu.
Türk ve İran devletlerinin anlaşması sonunda gerçekleştirilen bir sınır değişikliği, Türk ordusunu zafere taşıyan çok önemli bir etmen oldu. Bunun nedenlerini bir sonraki yazımda anlatacağım.
|