
Zazaca esasen iki türlüdür. Zazaca’yı Alevilerin konuştuğu Zazaca ve Müslümanların konuştuğu Zazaca (Şahsen Alevilerin Müslüman olduklarını düşünmediğimden dolayı böyle diyorum yoksa bir yanlışlık yok) diye ikiye ayırabiliriz. Bu iki şive de kendi içinde değişik ağızlara sahip. Mesela Alevilerin konuştuğu Zazaca’nın Gimgim, Xozat, Mamekîye, Pulir vb. ağızları vardır. Müslümanların konuştuklarının da yine Çewlîg (Bingöl), Sîwerege, Motkî, Lîce vb. ağızları vardır. Alevi Zazalar kendilerine Kırmanc, konuştukları Zazaca’ya da Kırmanckî derler. Alevi Kırmanc’a (Zaza’ya) “Zaza” denildiğinde onun anlayacağı Müslüman Zaza olmak olduğundan pek hoş karşılamaz bunu. Yani bu kimliğin dilsel olduğu kadar dinsel bir anlamı da vardır.
Müslüman Zazaların büyük bir kısmı (örneğin hemen tüm Bingöl ve Diyarbakır’ın bir kısım Zazaları) kendine Kird, konuştuğu Zazaca’ya da Kirdkî der. Geriye kalan Palu Zazaları kendine Zaza der ve yine Siverek, Adıyaman’daki Zazalar kendilerine Dımbili/Dınbıli/Dımıli der, dillerine de Dımbilki/Dınbılki/Dımılki derler. Son zamanlarda anlaşıldı ki Zaza ve Dımıli isimleri esasen aşiret isimleridir. Bu belirlememle ilgili şu kaynakları verebilirim.
“… Şah İsmail ise, zaptettiği bölgelerde emniyeti temin etmek için kendi tebaasından olan Dinbilli aşiretini tedibe girişince etrafında bulunan bütün Irak Kürtleri korkularından batıya doğru kaçmağa başlamışlar ve gelip Van, Bitlis, Diyarbekir, Harput gibi dağlık bölgelere yayılmışlar ve bunlardan bir kısmı bilhassa sarp dağlara ve vahşi meşe ormanlarına sahip ve aynı zamanda yol uğrağı da olmayan Dersim’i bir yurt olarak seçmişler ve buraya yerleşmişlerdi…”
(Sunguroğlu, İshak, Harput Yollarında, 1958, c. 1., s. 134-135)
“… Bingöl yaylasının ahalisi; Zaza, İzol, Lolo, Halti, Çavkani, Şekaği, Kiki, Bisyani, Murki, Yezidi adlı Kürt aşiretleri olup nice yüz bin hayvanlarıyla Bingöl dağına çıkıp, taze hayat bularak, Erzurum vezirine yayla hakkı (vergisi) verirler. Yaylanın mahsulleri; beşinci iklimdeki yirmi dokuz dağdan en verimlisi, bu Bingöl dağıdır. Nice çeşit bitki ve otları olduğu gibi, kimya otu dahi vardır.”
(Zillioğlu, M. Evliya Çelebi, Seyahatnamesi, Zuhur Danışman Yayınevi, İstanbul, 1973, s. 119)
Zazacıların Kurmanc alerjisi
Aşiret isimleri günümüzde de bir halkı tanımlamak için kullanılabiliniyor. Mesela Varto’nun Kurmancları Zaza olarak bir tek Lolan ve Xormek aşiretini tanıdıklarından, onlara komşu olduklarından, Zazaca’ya Loli ya da Xormeki derler. Esasen aşiret ismi olan Zaza’nın bu halkın ismine dönüşmesinin nedeni sanırım daha çok devletin bu ismi kullanmasından kaynaklanıyor.
“Kırmanc, Kırd, Kurmanc, Kurd” sözcüklerini gören biri kolaylıkla bu sözcüklerin aynı olduğunu “ı” ve “u” seslerinin birbirine dönüştüğünü anlar. Bir not olarak şunu da eklemek isterim. Soranlar da (Yani Barzani ve Talabani tarafı) esasen kendilerine Alevi Zazaların dediği gibi Kırmanc derler. Soran onlara dışardan takılmış bir isimdir, esasen de yaşadıkları mıntıkanın ismidir.
Zazaların Kürt olmadığını söyleyen grup yani Zazacılar bu isimler içerisinden bilinçli olarak Zaza veya Dımıli isimlerini seçerler. Onların seçtikleri sadece bu isimler değildir. Bir sözcük seçeceklerse bu sözcüğün Kurmancca forma en uzak form olmasını tercih ederler. Bir örnek verelim:
Kırmanclar (Zazalar) gece kelebeğine üç aşağı beş yukarı hemen her yerde “perperikê şewe/sewe” derler. Bunun Kurmanccası da yine yöreden yöreye değişse de üç aşağı beş yukarı “perperikê şevê” dir. Bizim Zazacılar ise gidip en lokal olanı bulurlar ki dilleri başka bir dil olsun: “Perperikê Söe.” Yöreden yöreye perperık yerine belki başka bir şey kullanılabilinir, ben daha çok bu tamlamanın “söe” kısmındayım. “şewe” zazaca, “şev” Kurmancca, “şeb” Farsça’dır. Bu hangi dili çağrıştırıyor acaba!
Zazacıların canhavliyle sarıldıkları 1800 yıllarda kalmış bir baba teori: Eğer iki lehçe birbirini anlayamıyorsa o lehçeler lehçe değil dildirler.
Zazaca’da şivesel farklılaşma
Bu teori de Zazaca’yla Kurmancca’nın durumuna hiç uymuyor. Çünkü yukarıda bahsettiğim gibi Zazaca’nın şivesel farlılaşmasında önemli etken din olduğundan, hiç Kürtçe eğitim almamış Alevi Zaza ve Kurmanc birbirini anlayabilir belki ama Alevi Zaza’yla Müslüman Zaza birbirini anlayamaz. Deyimlerin, atasözlerinin, fonetiğin farklılaşmasında dinsel farklılık bu lehçe için oldukça önemli bir etken… Hal böyle olunca ortaya iki ayrı Zaza dili çıkıyor. Örneğin bir Bingöl Zazası’nın kaybolan dişi eşeğini Dersim’de aradığını düşünelim.
Çewligli (Bingöllü) Zaza Dersimli Zaza Herhangi bir Kurmanc
Herê mi (dişil) Hera mi (dişil) Kera mi (dişil)
Herî mi (eril) Herê mi (eril) Kerê mi (eril)
Bu köylünün eşeği Dersim’de olsa da o onu bulamaz çünkü Dersimli’nin anlayacağı dişil değil eril bir eşektir. Ama Kurmanc’ın şansı bu konuda daha çok. İki şive arasında böyle binlerce örnek olunca imdada ya Kurmancca ya da Türkçe yetişir sanırım.
Zazacılar olarak isimlendirdiğimiz çevre Zazaca’nın Kurmanci’yle bir ilişkisi olmadığını ispatlamak için Zazaca’yla ilgi çalışmalar yürüten akademisyenlerden çokça örnek verirler. Aşağıda vereceğim örnek Prof. Dr. Jost Gippert’ten olup, Prof. Dr. Jost Gippert bu örneğiyle Zazaca ile Partça arasındaki bağlantıyı kurmaya çalışır. Zazaca ve Partça arasında örneklerle ispatladığı ilişkinin aynısı Kurmancca için de söz konusu ancak bizim Zazacılar bu örneği kendi teorilerinin bir ispatı gibi düşünmüşler nedense. Belki de Kurmancca bilmiyorlardır.
“Ö’ben söylüyorum’ şimdiki zamanda ‘ez vanu’ iken, ‘ez’ formu geçmiş zamanda ‘ben’ için kullanılmıyor; ‘Ben söyledim’ formu ‘ez vat’ değil de ‘mi vat’tır… İki örnek vereyim: ‘ez bikerine’ (ben yapayım) ile buna ait olan geçmiş zaman ‘mi kerd’ (‘ben yaptım’) arasındaki fark aynı zamanda Partça formları olan ‘az karam’ ve ‘man kird’da da ortaya çıkmakta.”
( Prof. Dr. Gippert, 4 Mayıs, 1996, Mannheim Zaza Kitap Şenliği’ndeki konuşması, Almanca’dan Türkçe’ye çeviri: Hasan Dursun)
Prof. Dr. Jost Gippert bu örneği tam aksi Kurmancca’yla Zazaca’nın ne kadar benzediklerini ispatlar.
Partça Zazaca Kurmancca
Ez karam Ez bikerîne/bikera Ez bikim
Man kard Mi kerd/kard Min kir
İşin ilginç yanı Soranca bu örneklerle uyuşmadığı halde onun Kürtçe kabul edilip Zazaca’nın edilmemesidir. Soranca bu örnek esas alındığında gramer özellikleriyle daha çok Farsça’ya benzer ama kimse nedense Barzani’nin, Talabani’nin Kürtlüğünden şüphe etmez.
Partça Soranca Farsça
Ez karam Min bikem Men bekom
Man kard Min kird Men kerdem
Zazaca’yla Kurmancca yüzde 90 birbirine benziyor
Zazaca’yla Kurmancca gramer, vurgu ve fonetik ortaklığı açısından yüzde 90 birbirine benziyor diyebilirim. Sözcük ortaklığı da tahminimce % 50-60′ın üstünde… Bu konularda yetkin bir çalışma henüz yapılmamış. Bu alanda çalışma yapan çoğu insan her iki lehçeyi ağızlarına varacak derecede bilmediğinden böylesi bir çalışmayı yapamıyor sanırım. Yapılan çalışmalar genellikle kitaplar üzerinden yürüyor. Kitaplarda da her ağzı bulamazsınız. Bu kitaplar genellikle bir standarta göre yazıldığından ortaya net bir resim değil, bir resmin sadece bazı parçaları çıkıyor. Örneğin yaramaz bir çocuk edasıyla Kırmancca’nin Kurmancca’dan başka bir dil olduğunu iddia eden Sevan Nişanyan Dersim ağzını merkez kabul ederek Kırmancca’daki erillik-dişilik durumunun Kurmancca’da olmadığını söylemişti. (Gerçi sonraları Kürtlerin bu hassas yarasını kaşımaktan duyduğu zevki gizlemeyecek şekilde özür diledi, “ben bilmem” dedi ama…) Kurmancca’da erillik-dişillik var elbet, onu bir yana bırakalım Bingöl Kırmancca’sında erilik-dişilik durumu Kurmancca’da ki gibidir. Örneğin:
Dersim Zazacası Çewlig (Bingöl) Zazacası Kurmancca Türkçe
Dare Dar Dar Ağaç
Vilike Vilik Kulîlk Çiçek
Bize Biz Bizin Keçi
Yukarıda verdiğim örneklerin tümü Kurmancca ve Zazaca’da dişildirler. Görüldüğü gibi Dersim Zazacası’nda dişil isimler “-e” takısı aldığı halde Çewlîg (Bingöl) Zazacası’nda Kurmancca’daki gibi herhangi bir ek yoktur.
Zazacılar cemaatinin tutunduğu bir başka dal da Kırmancca’da şimdiki zaman çekiminin Kurmancca’dan çok farklı olduğudur. Örneğin:
Kurmancca Kırmancca Türkçe
Ez dikim Ez kena Ben yapıyorum
Görüldüğü gibi Kırmancca’da şimdiki zaman partikeli “di-” yok. Evet, ama Sason Kurmanccası’nda da bu “di-” düşüyor, cümle “Ez kim” oluyor. Yani aslında Sason ağzının bu formunu standart olarak kabul etsek büyük bir sorunu çözmüş olacağız.
Kurmancca ve Kırmancca’nın yöresel olarak karşılaştırılmalarına bir örnek daha vereyim.
Şu anda kabul edilen standart Kurmancca’da isim hem önden hem de arkadan hal eklerini alıyor. Örnek:
Standart Kurmancca Ez jı wi ra dıbejım
Standart Kırmancca Ez ey ra vana
Serhat Kurmanccası Ez wi ra dıbejım
Türkçe Ben ona söylüyorum
Standart Kurmancca Ez dı mal de mam
Standart Kırmancca Ez keye de menda
Dersim Kırmanccası Ez ede çê de menda
Türkçe Ben evde kaldım
Buna benzer yüzlerce örnek verilebilinir. Ağızlara varacak kadar detaylı bir karşılaştırma yapılırsa Kırmancca (Zazaca) ile Kurmancca arasındaki benzerlik ve geçiş formu daha net ortaya çıkacaktır.
Kanımca Kurmancca ile Kırmancca arasındaki en önemli fark Kırmancca da akuzativ (bükünsüz) çoğul eki olan “-î” ekinin Kurmancca’da olmaması ya da düşmesidir. Düşmesidir diyorum çünkü akuzativ (bükünsüz) zamirlerin düşmesi Soranca gözönüne alındığında Kürtçe’de bir eğilimdir. Görüşüme göre bunun en önemli fark olmasının nedeni bunun yöresel bir fark olmayıp, bütün yöreler gözönünde tutulduğunda Kurmancca ile Kırmancca arasında grametik olarak temel fark olmasından kaynaklanıyor. Örneğin:
Kırmancca Kurmancca Türkçe
Domanî amayî Zarok hatin Çocuklar geldi
Bu ekin düşmesine takiben Kurmancca’da çoğul akuzativ (bükünsüz) isim ve sıfat tamlaması ile eril sıfat tamlaması düşmüştür.
Akuzativ (bükünsüz) isim tamlaması:
Kırmancca Domanê Hesenî amayî
Kurmancca Zaroken Hesên hatin
Türkçe Hasan’ın çocukları geldiler
Ergativ (bükünlü) isim tamlaması:
Kırmancca Domananê Hesenî werd
Kurmancca Zarokên Hesên xwar
Türkçe Hasan’ın çocukları yediler
Akuzativ (bükünsüz) eril sıfat tamlaması:
Kırmancca Merdimo porderg ame
Kurmancca Mirovê pordirêj hat
Türkçe Uzun saçlı adam geldi
Ergativ (bükünlü) eril sıfat tamlaması:
Kırmancca Merdimê pordergî wer
Kurmancca Mirovê pordirêj xwar
Türkçe Uzun saçlı adam yedi
Şimdilik vereceğim örnekler bunlar. Siyasetin tozu dumanı içerisinde bu konuda kafası karışanlara söyleyeceğim son söz şudur. Kırmanclar eğer gerçekten Kurmanclarla yaşamak istemeyip yollarını ayırmak isterlerse buna diyecek sözüm yok. Ama bunu yapmaları için Kürt olduklarını inkar etmeleri gerekmiyor. Senin deden, dedenin dedesi kendisine Kırmanc, Kırd demişse bir bildiği vardı da ondan öyle demiştir. Bakın Araplara, kimse Arap olduğunu inkar etmez ama yollarını ayıran ayırana, onlarca devletleri var. Beni üzen insanların yollarını ayırmaları değil yalan söylemeleridir.

